Çevre Davaları: Milyonluk Bilirkişi Ücretleri Hak Aramayı Engelliyor mu?
Gündem

Çevre Davaları: Milyonluk Bilirkişi Ücretleri Hak Aramayı Engelliyor mu?


29 August 20255 dk okuma8 görüntülenmeSon güncelleme: 29 August 2025

Türkiye'de çevre davaları, vatandaşların ve çevre örgütlerinin karşılaştığı yüksek bilirkişi ücretleri nedeniyle giderek daha zorlu bir hale geliyor. Gümüşhane'den Marmara'ya kadar uzanan bu sorun, hak arama mücadelesinin önünde ciddi bir engel oluşturuyor. Peki, bu yüksek maliyetler adalete erişimi nasıl etkiliyor ve neler yapılabilir?

Çevre Davalarında Artan Maliyetler

Ekoloji mücadelesi verenler, mahkeme kapısında astronomik bilirkişi ve keşif ücretleriyle karşılaşıyor. Gümüşhane'de 94 bin TL, İzmir'de 180 bin TL, Marmara'da ise 1,5 milyon TL'yi bulan bu bedeller, hak arama mücadelesinin önünde aşılması güç bir duvara dönüşmüş durumda. Bu durum, özellikle küçük yerleşim yerlerinde yaşayan ve sınırlı maddi imkanlara sahip olan vatandaşlar için büyük bir sorun teşkil ediyor.

Polen Ekoloji'den Cemil Aksu, Gümüşhane'deki bir maden projesine karşı açılan davada karşılaştıkları 94 bin TL'lik bilirkişi ücretini şöyle anlatıyor:

"Çevre davalarında belirlenen bu yüksek bilirkişi ücretleri hak aramanın önünü kesiyor. Şirketlerin projelerini kamusal denetimden kaçırmasına hizmet ediyor."

Aksu, bu tür masrafların, yurttaşları ve sivil toplum kuruluşlarını en baştan davadan vazgeçirmek için bilinçli bir şekilde artırıldığına inanıyor. Ona göre, bilirkişi ücretleri şirketleri koruyan bir kalkan haline gelmiş durumda.

Marmara'da 1,5 Milyon TL'lik Şok Ücret

'Marmara Yaşasın' inisiyatifinden Derya Tolgay, Tekirdağ'daki Ergene Derin Deniz Deşarj A.Ş.'ye karşı açılan davada karşılaştıkları 1,5 milyon TL'lik bilirkişi ücretini aktarırken, durumun vahametini gözler önüne seriyor. Bu denli yüksek bir rakamı ödemenin, hiçbir yurttaşın veya sivil inisiyatifin gücüyle mümkün olmadığını vurguluyor.

Dava dosyalarına göre, İstanbul Üniversitesi Deniz Bilimleri Enstitüsü bilirkişi çalışması için 1 milyon 200 bin TL, yapılacak kimyasal analizler için de bir firma 296 bin 520 TL teklif sunmuş durumda. Bu durum, çevre davalarının ne kadar maliyetli olabileceğini açıkça gösteriyor.

Tolgay, bu mücadeleyi sadece dava taraflarını değil, tüm Marmara'yı ilgilendiren bir mesele olarak görüyor ve ekliyor:

"Marmara tabutuna bir çivi daha çakmamak için, Ergene Derin Deniz Deşarj A.Ş.’nin denize atık su deşarjını derhal durdurması gerekiyor."

Siyasi Çözüm Arayışları ve Kanun Teklifi

Bu sorun, siyasetin de gündemine girmiş durumda. CHP İstanbul Milletvekili Evrim Rızvanoğlu, Meclis'e bir kanun teklifi sunarak, çevre davalarında bilirkişi ücretlerinin tamamının veya bir kısmının Hazine tarafından karşılanmasını öngörüyor. Rızvanoğlu, bu teklifin gerekçesini şöyle açıklıyor:

"Bu ülkede bir vatandaş çevresini, ormanını, suyunu korumak için dava açmak istediğinde karşısına devasa bir ekonomik duvar çıkıyor. 100 bin TL’den başlayıp 1,5 milyon TL’ye kadar çıkan masraflar isteniyor. Bu rakamlar, bir köylünün, bir emekçinin, bir çevre gönüllüsünün ödeyebileceği paralar değil."

Rızvanoğlu, vatandaşın haklı olsa bile parası yoksa mahkemeye girememesi durumunun kabul edilemez olduğunu vurguluyor ve çevre davalarının bireysel çıkarlar için değil, hepimizin geleceği için açıldığını belirtiyor.

Sonuç olarak, Türkiye'de çevre davalarında karşılaşılan yüksek bilirkişi ücretleri, adalete erişim hakkını ciddi şekilde tehdit ediyor. Bu durum, sadece yerel mücadeleleri değil, aynı zamanda Türkiye'de hukukun üstünlüğü ilkesini de sorgulatıyor. Eğer bu sorun çözülmezse, çevre davaları zenginlerin lüksü haline gelecek ve doğayı korumak isteyenlerin eli kolu bağlanacaktır. Bu nedenle, devletin bu konuda daha fazla sorumluluk alması ve vatandaşların hak arama özgürlüğünü güvence altına alması gerekiyor. Aksi takdirde, sürdürülebilir bir gelecek inşa etmek mümkün olmayacaktır.